www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

Glittery texts by bigoo.ws



HOŞGELDİNİZ
Hayat Garip - Blogcu

Hayat Garip

30/4/2006 - .................... H A Y A T A D A İ R ...............

Kategori: Hayat














Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/4/2006 - A Ş K'a Değişik bir Tarif


Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye kalbiniz deli gibi
çarpmaya başlıyorsa...
Bu aşk değil HOSLANMAK tır.
Ellerinizi ondan çekemiyor sürekli dokunmak sarılmak istiyorsanız..
Bu aşk değil ARZULAMAK tir.
Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız....

Bu aşk değil YALNIZLIK tir.                      


Herkes onunla olmanızı beklediği için onunlaysanız...
Bu aşk değil SADAKAT tir.
Size sıcak, yakın davrandığı için onunlaysanız...
Bu aşk değil KENDINE GUVENSIZLIK tir
Üzülmesini istemediğiniz için onunlaysanız...
Bu aşk değil ACIMAK tır.
Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoş görüyorsanız..
Bu aşk değil ARKADASLIK tir.
Bütün gün ondan başka hiçbir şey düşünmediğinizi söylüyorsanız..
Bu aşk değil KOCA BIR YALAN dır.
Onun iyiliği için kendinizden çok şey feda edebiliyorsanız...
Bu aşk değil YARDIMSEVERLIK tir.

O üzgünken sizin de kalbiniz acıyorsa...                                   

İşte bu AŞK tır.
Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir turlu
kopamadığınızı düşünüyorsanız.. İşte bu AŞKtır.
O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayıflığı
hissedebiliyorsanız..    

                                                                                                                  

İşte bu AŞK tir.   
Başkalarını da çekici bulmanıza rağmen hiç pişmanlık
duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsanız..
İşte bu AŞKtir.


İNANDIĞIN GİBİ YAŞAMAZSAN, YAŞADIĞIN GİBİ İNANMAYA BAŞLARSIN....




Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/4/2006 - ........VE BU BIR DAHA ASLA OLMAYACAK

Kategori: Hayat

4 MAYIS TA SAAT GECE 01:00 DEN 2 DAKIKA 3 SANIYE SONRA


SAAT ve TAKVIM BU SEKILDE GÖRÜLECEK



01:02:03-04/05/06



........VE BU BIR DAHA ASLA OLMAYACAK:)




Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/3/2006 - Bunları Biliyor muydunuz!!!

Kategori: Hayat
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ.?
 
Pis Kokusundan Dolayı Kovulan Elçi Veli lakaplı
 
II. Bayezid'in padişahlığı döneminde İstanbul'a, Moskova kralının elçisi sıfatıyla Mihail Plachtneef  isimli birinin geldiğini . . Bu adamın, insanı istifra ettirecek kadar pis kokmasından dolayı yıkanması için hamama götürüldüğünde, bu keferenin hayatında hiç hamam görmemiş  olup yıkanmak ve çamaşır değiştirmek adetine aşina olmadığı ve kimse ile görüştürülmeden pisliğinden dolayı İstanbul'dan kovulduğunu...
 
İade-i Ziyaret
 
Meşhur bir politikacımıza Fransa'da: "Siz Osmanlıların Viyana kapılarında ne işiniz vardı? diye sorması üzerine, o politikacımızın gayet veciz bir
şekilde: "Haçlı seferlerinin iade-i ziyaretiydi diye cevap verdiğini .
 
İçi Yivli Toplar ve Ecdadımızın Sızlayan Kemikleri
 
Yavuz Sultan Selim Han'ın Ridaniye Savaşı'nda, ileri görüşlü babası Sultan II Bayezid' ın icadı olan  "içi yivli topları”  kullanarak büyük başarılar elde
ettiğini.. Bugün ise bizlerin hala II Bayezid'in bu büyük icadını tarih kitaplarımızda:  "Yivli top 1868 de Almanlar tarafından icad edildi"  diye okutma gafletini göstererek ecdadımızın kemiklerini sızlattığımızı..
 
Ağaca Asılan Zekat Parası
 
Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslümanın günlerce dolaşıp yıllık zekatını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını, bunun üzerine
zekatının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Cağaloğlu'ndaki bir ağaca asıp, üzerine de:  "Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen
memleketimizde zekatımı verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al"   diye yazdığını.. Ve bu kesenin üç ay kadar o ağaçta asılı  kaldığını......
 
İnsanlığın En Muhteşem Harikası
 
Osmanlı içtimai yapısı üzerine uzman olan Erlanyen Üniversitesi profesörlerinden Hutterrohta :
 
"Osmanlı Devleti, geniş topraklarını ve üzerindeki çeşitli kavimleri, Topkapı Sarayı'ndan mükemmel bir şekilde idare ediyordu. O saray da batıdaki en mütevazi bir derebeyinin sarayı kadar bile büyük değildi. Bu nasıl oluyordu?" diye sorulduğunda, Profesör Hutterroht'un: "Sırrını çözebilmiş değilim. 16. asırda Filistin'in sosyal yapısı üzerinde çalışırken öyle kayıtlar gördüm ki hayretler içinde kaldım. Osmanlı, üç yıl sonra bir köyden geçecek askeri birliğin öyle yemeğinden sonra yiyeceği üzümün nereden geleceğini planlamıştı. Herhalde Osmanlı, devlet olarak insanlığın en muhteşem harikasıdır" diye cevap verdiğini...
 
Abdülhamid Han'ın İstihbarat Gücü
 
Batılı emperyalist güçlerin, Ermenileri piyon olarak kullanıp kışkırtarak Anadolu'da karışıklıklar çıkardığı günlerde, İngiliz Büyükelçisi'nin Sultan
Abdülhamid'e gelip, küstahça: "Daha ne kadar Ermeni öldüreceksiniz?" diye sorma cüretini göstermesi üzerine, Ulu Hakan'ın keskin bakışlarını elçinin üzerine dikerek:
 
"Filan gün, filan saatte Karadeniz'in filan noktasına yaklaşıp, karaya Ermenileri Türklere karşı silahlandırmak için şu kadar sandık malzeme
çıkaran ve komitacılara teslim eden İngiliz gemisinde, Türk başına kaç silah bulunuyorsa tam o kadar Ermeni öldüreceğiz. " cevabını verdiğini...  Sultan Abdülhamid'in bu muazzam istihbarat gücü  karşısında İngiliz elçisinin dehşete kapılarak aptallaştığını...
 
Lavrens'in İtirafı
 
Arapları aldatarak Osmanlı Devleti aleyhine kışkırtıp isyana sevkeden İngiliz casusu Lavrence'in, yardımcıları Nuri Said, Faysal ve Şerif Hüseyin
ile birlikte Şam'da Türkleri katlettikten sonra:
 
"'Evet onları isyana ben kışkırtmıştım. Ama böylesine vahşice kan dökeceklerini hiç tahmin etmemiştim. Bazı mahalleleri gezerken silahsız Türk
askerlerinin nasıl öldürüldüklerine bakamadım; tiksindim bu vahşetten..."  diyerek itirafta bulunduğunu .
 
DUYMUŞ MUYDUNUZ ?
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/3/2006 - İKİ BARDAK SU....

Kategori: Hayat
Zamanın birinde bir hükümdar varmış, zenginliği tüm dünyaca bilinirmiş.
Hükümdar her gittigi yere hazinesinin bir bölümünü götürür ve bunları
sergilemekten büyük onur duyarmiş. Hükümdarin yaşamda en çok güvendiği, tek
akil hocası bir bilge kişiymiş.
Günlerden bir gün bu bilge kişiyle otururken hükümdar şöyle bir soru sormuş:


"Sen ki göğün gizemine ermiş, bilime yön vermiş bir adamsın. Insanlar, ister
hükümdar denli güçlü, ister savaşçılar denli onurlu olsun ayağına kapanır
ağzından çıkacak bir sözü beklerler. Şimdi senin gibi bilge bir adamın
fikrini merak etmekteyim,

"Benim hükümdarlığım ve servetim hakkında ne düşünüyorsun?"

Bilge bu soru karsışında hükümdarın gözlerine bakarak şu sözleri söylemiş:

"Diyelim ki hükümdarım, kızgın ve uçsuz bir çöldesiniz. Ölmemek için, size
uzatacağım bir bardak suya servetinizin yarısını verir miydiniz?"

"Verirdim tabii."

"Zaman geçti diyelim susuzluğunuz arttı, size uzatacağım bir sonraki bardağa
servetinizin öteki yarısını da verir miydiniz?"

Hükümdar biraz düşünür ve ardından "Ölmemek için evet" der.


Bunun üzerine bilge kişi gülerek şu sözleri söylemiş:

"Madem öyle, o zaman övünmeyin fazlaca.Çünkü haşmetlim sizin servetiniz
yalnızca iki bardak sudur."







Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/3/2006 - Gerçek Dostun tarifini mi arıyoruzz.? Buyrun !!

Kategori: Hayat

Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'
Baba, itiraz eder,
"Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki"...
Devam eder durur konuşma...
Aralarında başlar bir tartışma,


Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya...               

Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.
Baba der ki oğluna,
'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.
Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala,            
Dıştan böyle sanılmakta.           
Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna,   çalar kapıyı.
O dost, bakar ki bir çuvala  hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını,
Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.
Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
Evlat geriye döner.    Ama içten yıkılır...
Babasına dönerek; "haklıymışsın baba" ' der.
"Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana."
Baba 'hayır Evlat" 'der, "benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona."
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.
O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.
Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye   dikerler sarımsak...
Genç adam gelir babasına;
"Baba, işte dost buymuş"' diye konuşunca,
Babası; "daha erken, o belli olmaz daha.
Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.
Sonra gel olanları anlat bana..."
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!
Der ki tokadı yiyen DOST;
'GİT DE SÖYLE BABANA, BİZ SATMAYIZ SARIMSAK TARLASINI BÖYLE  İKİ TOKADA'!!!

Sonuç olarak ;   

Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni
Sevmeli...
Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana
Sarılmalı...
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı...
Dost dediğin;              

Dost dediğin;
fanatik olmalı;
Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli.
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,
Ve ağladığında, seninle ağlamalı...

Ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmali;
Sevinci çarpmalı...
Üzüntüyü bölmeli...
Geçmişi çıkarmalı...
Yarını toplamalıi...
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı...
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı...
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/2/2006 - Bu haberlere çok güleceksiniz !!!

Kategori: Komik
Bu kadar yoğun gündemin bulunduğu bir günde sizi biraz stresten
uzaklaştıralım.. İşte çıldırtan veya kahkahaya boğan diyaloglar..

Servis sağlayıcıları, müşterilerle telefonda yaptıkları ilginç
konuşmaları Internet kullanıcıları ile paylaşıma açtı.


Siyah ekran çıktı efendim...
- Yazın kullanıcı adınızı.
- Yazdım.
- Parolanızı da girin.
- Tamam.
- Garip karakterler akmaya başladığında klavyeden F7'ye basın.
- Elimle mi?
- Eee, siz bilirsiniz.

***

- Ben bir IMac kullanıcısıyım.
- Buyurun hanfendi, sorun neydi?
- Benim CD sürücümden içeri sinek girdi.
- Anlayamadım efendim.
- IMac'ime sinek kaçtı.
- Peki ben telefondan ne yapabilirim sizce?
- Ama görüyorum, yürüyo içerde.
- Böcek ilacı falan sıkın isterseniz...
- Bi şey olmaz mı?
- Bilmem, aslında biz IMac'e destek vermiyoruz pek, PC olsaydı yardımcı
olabilirdim.

***

- Benim büyük bir sorunum var, siz acaba eve hizmet veriyor musunuz?
- Eeoo, hayır? Buradan yardımcı olmaya çalışayım...
- Ben Internet'e girmeye çalışınca bilgisayardan acayip sesler geliyor.
- Ne yaptığınızda geliyor o sesler?
- Bağlan diyorum, telefon sesi geliyor, sonra da cıyaklıyor.
- O modem sesidir efendim, o ses sizin modeminiz ve Türk.net modemi
arasında bir bağlantı kurulduğu... (Sözümü keser)
- Yok yok, bozuk bu, siz iptal etmiim diye öyle diyosunuz... Benim
hesabımı siler misiniz?
- Fakat bu bir sorun değildir, bu herkesin bilgis... (Yine sözümü keser)
- Ne yani, herkesin bilgisayarı gazı olan bebek gibi viyaklıyor mu, kimi
kandırıyorsunuz Allah aşkına... Dolandırıcılar...




- Efendim sizin modemler bana küfrediyo.
- Anlayamadım efendim.
- Bunda anlayamayacak ne var, resmen küfrediyolar işte.
- Emin misiniz?
- Buyrun dinleyin (telefonu çevirme sesi, çalan telefon sesi, peşinden
ana
avrat küfür).
- Ee siz hangi numarayı aramıştınız bi kontrol edelim.
- 0... - 344 26 16.
- Bu sizin numaranız mı?
- Hayır, aradığım numara.
- Beyefendi, o bizim numaramız değil bir ev numarası.
- Ben 10 gündür bu numaradan bağlanmaya çalışıyorum ama...
- O zaman doğaldır küfretmesi.
***
- Benim sayfalarım gelmiyo.
- Şu an yurtdışı çıkışımızı sağlayan uydudan kaynaklanan bir sorun var
efendim.
- Bi ilgileniverseydiniz siz.
- Şey, uydu uzayda efendim.
- Haa, tamam o zaman.
***
- Benim kredi kartımdan para çekilmiş.
- Aylık hesap mıydı?
- Evet.
- O zaman her ay başında para çekilir efendim.
- Hani sınırsızdı lan bu...



- İyi akşamlar, bilmem ne net.
- İyi akşamlar birader, ben tam olarak 26 dakika 36 saniyedir Internet'e
bağlıyım ve haalaaaa hiçbir şey gelmiyor, daha ne kadar beklemem lazım
acaba? (sinirli bir ton)
- Gelmiyor derken sayfalar mı açılmıyor beyfendi?
- Hayır kardeşim, hiçbir şey olmuyor. İşte bak 27 dakka 53 saniye oldu,
hâlâ yok.
- Internet explorer'i açtınız mı beyfendi?
- Nasıl yani?
- Hımm beyfendi, Internet'e girdikten sonra Internet explorer ya da
Netscape programını çalıştırarak web sayfalarını gezmeye başlamanız
lazım.
- Alala, Internet'e girince kendi bağlamıyo yani.
***
- Sanırım makinam kilitlendi.
- Şimdi şöyle yapalım, ctrl-alt-delete.
- Hepsine aynı anda mı?
- Evet.
- Ama parmaklarım yetmiyo?
- Bakın önce ctrl'ye sol elinizin başparmağıyla, sonra sağ elinizin
başparmağıyla alt-gr'ye, sonra da sağ elin işaret parmağıyla delete
tuşuna basıyorsunuz.
- Ctrl'ye bastım, alt tuşuna da şimdi.
- Delete'e basıcaksınız.
- Ctrl'den elimi çekeyim mi?
- Hayır efendim.
- Peki alt-gr'den?
- Hayır efendim dedim ya, hepsine aynı anda basıyo olmanız gerekiyo.
- Daha kolay bir yolu yok mu?
- Var efendim, makinada reset yazan yere basın.
- Nerede o?
- İsterseniz ctrl alt delete'i deneyelim, basmanız gerek, sadece bir tuş
kaldı.
- Tamam fişini çektim.
- Peki...
- İyi akşamlar.
- İyisi falan kalmadı beyfendi! Sinirden köpürüyorum, derhal iptal edin
hesabımı!
***
- Buyrun, problem nedir hanımefendi?
- Bakın, birkaç gündür sizden aldığım paketle Internet'e giriyorum, bu
arada arkadaşlarım sürekli telefonumun meşgul olduğundan şikâyet
ediyolar, önceleri anlayamadım, sonra saatlere bakınca, ne zaman sizin
hesabınızı kullansam telefonumun meşgul olduğunu anladım!!!

- Bu çok doğal hanımefendi, çünkü modeminiz telefonunuzu kullanıyor
bağlantıyı sağlayabilmek için, bizimle bir ilgisi yok bunun, bütün
bağlantılarda aynı şey olur, hatta olması gereken de budur.
- Yok kardeşim yok, siz benim Internet'te olmamdan faydalanıp telefon
hattımı kullanıyosunuz.
- Öyle bi şey teknik olarak mümkün diil zaten hanımefendi, lütf...
- İptal edin dedim, sorun çıkarmadan iptal edin, ben de bu işi
büyütmeden kapatıyım, yoksa kötü olacak sizin için.
- Hanımefendi siz bilirsiniz, fakat..



Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Hayat Gerçektenn çook garipp insan nerelerden nerelere gelebiyor. Bundan 5-6 sene önce benim bu işlerle uğraşacağımı deselerdi her halde ben bile inanmazdım.. Neyse.. Herkese bol eğlenceler..

Arkadaşlarım

blackmezig
zeerrin
Rza
hatto
varolus09
perceneige